milsiz; bağımsız ve yükselen sanatçıların işinin stüdyoda kalmadığı bir yer. Geleneksel galeri ve plak şirketlerinin dışında kalan sanatı, kafeler, barlar ve kamusal alanlar gibi gerçek mekânlarla buluşturan melez bir sanat ticareti ve dağıtık sergi ağı.
Duvarlar ve hoparlörler, dinliyor. Galeri yok, plak şirketi yok — yalnızca işini gösterecek bir duvar, çalacak bir hoparlör ve dinleyen bir oda.
milsiz iki şeyi aynı anda yapar: görsel işleri mekânların duvarlarında sergiler, müziği mekânların radyolarında çalar. Sanatçı ile mekân eşittir; milsiz aralarında anlaştıkları şeyi kaydeder, oranları dayatmaz.
Genel
Felsefe ve ilkeler
Kuzey yıldızımız: sanatın, onu üretenlerin elinde kaldığı bir ekonomi.
Neye inanırız
Sanatçı önce gelir. Bahşişten %0 komisyon alırız; bir satışta sanatçı listelediği fiyatın tamamını alır, platform ücretini ödemede alıcı karşılar.
Aracıyız, patron değil. Mekân komisyonu, süre, lojistik — her şey iki taraf arasında konuşulur. Biz dayatmayız; kaydeder ve uygularız.
Galeri yok, plak şirketi yok. Eşik bekçilerini değil; duvarları, hoparlörleri ve mahalleleri koyarız ortaya.
Sanat sunulmaz, bulunur. Bir akış sana iş “servis etmez”; sen bir odada, bir şarkı çalarken, yanında fikri olan biriyle ona denk gelirsin.
Yerel ve fiziksel. Ağ gerçek mekânların üzerine kurulu — sanat bir yerin parçası olur, profilde bir kare değil.
Bunu sıfırdan icat etmedik. Bağımsız sanatçıyı merkeze alan; mülkiyeti ve kararı işi üretenle paylaşan uzun bir geleneğin parçasıyız. Yaptığımız, bu modeli henüz tutmadığı bir alana — sokaktaki sanata — uygulamak.
Genel
Nasıl çalışır?
Dört insan, tek ağ: sanatçı, mekân, küratör ve koleksiyoner.
Sanatçı işini yükler — bir eseri ya da bir müziği — ve durumunu seçer: taslak, sergide (görünür ama satışta değil) ya da satışta.
Mekân haritada yerini doğrular, başvuruları açar, sergi kurar ve kendi radyosunu yayına alır.
İkisi bir collab’da anlaşır: işin nerede asılacağı ya da çalacağı, komisyon, süre ve lojistik. milsiz ödemeyi, ödeme dağıtımını ve isteğe bağlı lojistiği üstlenir; satış gerçekleştiğinde payları otomatik böler.
Koleksiyoner gezerek keşfeder — bir akışta değil, bir mekânda, bir sokakta. Beğenir, ruh hali (mod) ekler, bahşiş bırakır ya da satın alır.
Sözlük
İnsan
İnsan: milsiz.art ile etkileşen herkes. Sanatçı, koleksiyoner, mekân sahibi, küratör ya da sadece gezinen biri — hepsi “insan”.
“Kullanıcı” demeyiz. Çünkü buradaki ilişki bir ürünü tüketmek değil; bir işe bakmak, bir odayı duymak, bir fikir bırakmak.
Roller — sanatçı, koleksiyoner, mekân, küratör — bir insanın o an ne yaptığını anlatır, kim olduğunu değil. Bir insan aynı anda birden çok rol taşıyabilir: sabah satan, akşam koleksiyon yapan.
Sözlük
Sokak
Sokak: milsiz’in gezilebilir dünyasındaki bir kesit — mekânların binaya, eserlerin duvarlara dönüştüğü bir kesişim. Bir akış yerine bir mahalle.
Bir sokakta ilerler, duvarlardaki işlere göz atar, bir kafeye girip ne çaldığını duyarsın. Her bina gerçek bir mekân, her duvarda gerçek işler. Sokaklar birbirine portallarla bağlanır — Don Kişot, Elm, Pera; her birinin kendi havası.
Sokak, milsiz’i bir yer hâline getirir: oyalanmayı, denk gelmeyi ve bağlamı geri verir. Bir iş; bir odada, bir şarkı çalarken, yanında fikri olan biri varken denk geldiğinde daha çok şey anlatır.
Sakin: Her sokağın bir sakini vardır — sokakta dolaşan, seni selamlayan ve bir işe tıkladığında onu kendi gözünden eleştiren bir karakter. Don Kişot’un sakini Vincent van Gogh’tur; Elm’in Karl Marx, Pera’nın Sherlock Holmes, Özgürlük’ün ise Mustafa Kemal Atatürk. Her sakinin sesi farklıdır: kimi renge ve duyguya, kimi sınıfa ve emeğe, kimi ipucuna, kimi de medeniyete bakar.
Don Kişot’un sakini Vincent van Gogh, sokakta seni selamlar.Sakin, işi kendi gözünden eleştirir — renk, kompozisyon, perspektif ve duygu üzerinden puanlarla.
Sözlük
Mekân
Mekân: eserlerin sergilendiği, performansların olduğu fiziksel yer — kafe, bar, galeri, salon, lobi. Haritada bir nokta; sahibi doğruladığında bir “mekân” olur.
Mekân iki şey sunar: duvar ve hoparlör. Duvarlarında sergi açar, hoparlörlerinden kendi radyosunu çalar. Kendi sayfasını tasarlar, başvuruları açıp kapatır, sergi kurar.
Oda zaten bir program. milsiz mekâna, bu odayı işleten bir konsol verir.
Sözlük
Eser
Eser: görsel bir iş. Durumu, yaşam döngüsünü anlatır — taslak, sergide (görünür ama satışta değil), satışta (hemen al), satıldı.
Nadirlik: tek (unique), edisyon ya da açık. Orijinalin yanında baskı ve sticker gibi talebe bağlı varyantlar tanımlanabilir.
Bir eserin sahiplik geçmişi tutulur; el değiştirdikçe zincire eklenir. Esere bir “film müziği” — küratörlü parçalar — iliştirilebilir. Eser tek kişilik (solo) ya da çok kişilik (collab) olabilir.
Sözlük
Müzik
Müzik: bir parça. Topluluk yükler ya da platform barındırır. Durumu: taslak, yayında, radyo onayı bekliyor, radyoya uygun.
Lisans, sanatçının seçtiği kadar açık: “tüm hakları saklı”dan çeşitli Creative Commons seçeneklerine. Künye (katkı verenler), bağlantılar, türler ve yapıldığı mekânlar parçayla birlikte taşınır.
Müzik bir mekânın kütüphanesine ya da çalma listesine, ancak aktif bir collab izniyle girer.
Sözlük
Sergi
Sergi: bir mekândaki seçki — isteğe bağlı tarihlerle. Çevrim dışı (fiziksel mekânda) ya da çevrim içi (URL üzerinden) olabilir.
Sergi, mekânın açılış saatlerini kullanır ya da kendi tarihlerini koyar. Sanatçılar eserlerini sergiye başvuruyla sunar; mekân ya da küratör kabul eder veya reddeder. Başvurular kapatıldığında yeni iş alınmaz.
Sözlük
Radyo
Radyo: bir mekânın sıraya dizdiği parçaların kesintisiz yayını. Mekân yayını “on air” yaptığında dinleyiciye açılır.
Tek bir yayın deneyimi: herkes aynı anda aynı şeyi duyar. Sokakta bir mekâna girince, o mekânın o an çaldığını canlı duyarsın — oda neyse, sokak da o.
Sözlük
Kürasyon ve küratör
Kürasyon: seçilmiş bir derleme — eserler, sanatçılar, mekânlar ya da sergiler. Anasayfadaki seçkiler (sistem kürasyonu) ya da bir sergiye özel olabilir.
Küratör seçer, sıralar ve bir amaca bağlar (örneğin anasayfa). Başarılı bir sergi kuran küratör, oradan gelen satışlardan pay alır — yani iyi kürasyon ödüllendirilir, kendi kendini besleyen bir döngü kurulur.
Sözlük
Mod
Mod: topluluğun eklediği duygu etiketi — “melankolik”, “umutlu” ya da bir emoji. Bir esere veya parçaya, o işin sende bıraktığı hissi iliştirirsin.
Mod yıldız ya da puan değil. Bir işi ölçmez; ona nasıl dokunduğunu anlatır. Herkes bir işe en fazla birkaç mod bırakabilir; mod tek bir dile (tr/en) ait ya da evrensel olabilir.
Sözlük
Bahşiş
Bahşiş: bir sanatçıya, karşılığında bir şey beklemeden bırakılan destek.
Komisyon almayız — bahşişin tamamı (yalnızca ödeme ve döviz masrafları dışında) sanatçıya gider. Bahşiş, “beğendim”in parası: satın almadan da bir işin arkasında durmanın yolu.
İş birlikleri
Mekân ↔ sanatçı iş birliği
En yaygın collab: bir sanatçı işini bir mekâna önerir ya da bir mekân bir sanatçıdan iş ister. Konu görsel bir eser, bir parça ya da yeni bir iş (ısmarlama) olabilir.
Anlaşmada şunlar yazılır: mekân komisyonu (%), asgari süre, ihbar süresi ve lojistik sorumluluğu — sanatçı mı gönderir, mekân mı, yoksa yerinden teslim mi.
Müzikte ayrıca lisans kapsamı netleşir: parça yalnızca mekân sayfasında mı görünür, çalma listelerine eklenebilir mi, mekânda çalınabilir mi, milsiz radyosunda yayınlanabilir mi.
Mekânsız, komisyonsuz: iki (ileride daha çok) sanatçının ortak üretim anlaşması. Müzik, görsel, karma ya da henüz belirsiz (açık) olabilir.
Katılımcıların rolleri — ortak üretici, konuk, prodüktör, söz yazarı, görsel — ve isteğe bağlı gelir payları (%, toplamı 100) tanımlanır. Herkes kabul edince collab “aktif” olur; ortaya çıkan eserler ve parçalar çıktı olarak biriktirilir.
Asgari süre boyunca (örneğin 90 gün) yalnızca karşılıklı bitiş mümkündür. Bu süre dolduktan sonra taraflardan biri ihbar süresi vererek (örneğin 30 gün) ayrılabilir.
Amaç iki tarafı da korumak: ne sanatçı bir gecede duvardan iner, ne mekân süresiz bağlanır. Şartları milsiz dayatmaz; taraflar konuşur, milsiz kaydeder ve uygular.
İş birlikleri
İşbirliği örnekleri
Gerçek bir işbirliği sözleşmesinin nasıl göründüğüne dair örnek belgeler — collab’lar sayfasından indirilen sözleşmenin birebir aynısı, yalnızca örnek taraflarla doldurulmuş.
Belgeler “ÖRNEK · EXAMPLE” filigranıyla işaretlidir ve bağlayıcı değildir; yalnızca biçimi ve kapsadığı maddeleri göstermek içindir.
Doğrudan satış (mekânsız): sanatçı payının büyük kısmını alır; platform ücretini ödemede alıcı karşılar.
Sergi satışı (mekân/küratör üzerinden): platform, mekân (collab’da konuşulan oran) ve küratör payları düşülür; kalan sanatçınındır.
Oranları milsiz tek başına dayatmaz; mekân komisyonu her collab’da ayrı konuşulur. Altyapı maliyeti platformun payından çıkar — sanatçının üstüne binmez.
Ekonomi
Ödemeler
Para akışı şeffaf: koleksiyoner öder, fonlar teslim ya da teslim alma onaylanana kadar tutulur (emanet), sonra paylar otomatik bölünüp sanatçı ve mekâna ödenir.
milsiz teknik bir aracıdır — kayıt merciisi değil. Uluslararası ödemeler düzenlemeli bir kuruluş üzerinden yapılır. Sanatçı için ön ücret yok; yalnızca bahşiş ve satışta pay konuşulur.
milsiz.art uses a single cookie, milsiz_presence, set by app.milsiz.art when you sign in. It carries your display name, role, and avatar so this site can show your account menu. It is not analytics, not advertising, and not shared with anyone.